Herkese merhaba!
Bugün sizlere hayatımda açılan yepyeni bir sayfadan bahsetmek istiyorum. Şu an Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk Görüşme Merkezi’nde stajyer sosyal çalışmacı olarak görev yapıyorum. Bu cümleyi yazarken bile içimde tarifsiz bir heyecan ve mutluluk var. Çünkü yıllardır kitaplarda, derslerde öğrenmeye çalıştığım şeyleri artık sahada gözlemleme şansına sahibim.
Stajımın üzerinden 2 hafta geçmiş olmasına rağmen ilk günüm hala gözümün önünde. O gün “çok heyecanlı değilim, sakince başlayacağım” diye düşünmüştüm. Ama kurumun kapısından içeri adım attığım anda kalbim hızla çarpmaya başladı. İçimde kocaman bir merak vardı ama aynı zamanda sessiz bir soru yankılanıyordu: “Acaba yapabilecek miyim?”
Karşımda, adalet sisteminin en hassas noktasında duran çocuklar vardı. Onlar, sürecin en kırılgan tarafını oluşturuyordu. Çocukların güvenliği, duyguları ve iyi oluşu… İşte bu yüzden hem büyük bir gurur hem de derin bir sorumluluk hissettim. O an fark ettim ki bu yolculuk sadece mesleki bir deneyim olmayacak, aynı zamanda benim için insani bir sınav da olacaktı.
İşte tam da bu yüzden bu blogda staj süresince edindiğim deneyimlerimi, gözlemlerimi ve bana kattıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü bu alan; hem sosyal çalışmacı adaylarının hem de çocuklarla çalışan ya da ilgilenen herkesin merak ettiği bir alan.
Ama başlamadan önce, çalıştığım kurumu ve Çocuk Görüşme Merkezleri’nin ne anlama geldiğini sizlere kısaca tanıtmak isterim. Çünkü bulunduğum yer, çocukların hayatına dokunmak için adaletin en şefkatli yüzünü temsil ediyor.