Bazen insanın içi de mevsimler gibi olur… Bir gün bahardır; içimizde çiçekler açar, nefesimiz hafifler, gözlerimizde renkler çoğalır. Bir gün sonbahardır; yapraklar dökülür, rüzgar biraz daha sert eser, biz biraz daha içimize kapanırız. Ve bazı zamanlar vardır ki, ruhumuz kışa döner… İçimiz üşür, kelimeler soğur, ellerimiz bir türlü ısınmaz.

İşte kokina çiçeği, tam da ruhun o kış mevsiminde ortaya çıkan küçük bir mucizedir. Kokina bize şunu hatırlatır: En karanlık zamanlarda bile umut asla tamamen ölmez. Kışın bütün küskünlüğüne rağmen, kırmızı meyveleriyle bize “içinde hala sıcak bir yer var” diye seslenir. O kırmızı renk, bir kalbin derinliklerinde uzun zamandır sakladığı bir sevincin, bir hayalin, bir özlemin sembolüdür.
İnsanın kalbi ne tuhaftır… Hem kırılır, hem toparlanır. Hem üşür, hem ısıtır. Hem vazgeçer gibi olur, hem de en beklenmedik anda yeniden çiçek açar. Kokina işte bu halimize çok benzer. Göründüğü kadar narin değildir ama dokununca kırılacakmış gibi hissettirir. Dikenlidir ama kötülük için değil; kendini korumak için… Kırmızısı ateştir ama yakmaz; aksine gönlün üşüyen yerlerini aydınlatır.
Belki hayatında bir kapı kapanmıştır, belki bir cümle yarım kalmıştır, belki beklediğin bir gülümseme hiç gelmemiştir… Ama kokinanın kışa rağmen taşıdığı o direnci gördüğünde, insan kendi içindeki gücü de hatırlar. Bir mevsim biter, diğer mevsim başlar. Hiçbir kış sonsuz değildir. Hiçbir kalp, umut etmeyi tamamen unutmaz.
Ve işin en güzel yanı şudur: Kokina başkasına verildiğinde daha da anlam kazanır. Çünkü bir umudu paylaşmak, umudun kendisini büyüten en büyük sihirdir. Belki annene, belki bir arkadaşına, belki kalbinde derin bir yeri olan o kişiye… Belki de sadece kendine bir hatırlatma: “Hala umut var. Hala sıcak bir yer var. Hala kış bitmedi ama ben de bitmedim.
Ve Unutma! Yeni bir yılın eşiğinde, yeni bir dileğin başında, yeni bir umudun kıyısında sevdiklerinize kokina almayı unutmayın; çünkü bazen bir demet kırmızı, bir insanın bütün kışını ısıtır.