Özlem çiçeği, mitolojide de derin anlamlar taşıyan bir sembol olmuştur. Eski anlatılarda bu çiçeğin, birbirine kavuşamayan iki aşığın gözyaşlarından filizlendiğine inanılır. Hikayeye göre gökyüzünün maviliğine bakan genç bir kız, sevdiği uzak diyarlara gittiğinde her gün aynı yere çıkar, saatlerce onun yolunu bekler. Her gözyaşı toprağa düştüğünde oradan narin ve ince yapraklı bir çiçek yükselirmiş. Bu çiçeğe insanlar “özlem çiçeği” adını vermiş. Çünkü o, kavuşulamayanın sessiz tanığı, yüreğin saklı dili olmuş.

Bir başka efsanede ise, özlem çiçeği tanrıların insanlara verdiği bir armağan olarak geçer. Tanrılar, sevdiklerinden ayrı kalan kalplere sabır olsun diye bu çiçeği yeryüzüne göndermiştir. Onu gören, sevdiğinin varlığını hatırlasın, özlemi içinde daha da derinleşsin ama aynı zamanda kavuşma umudunu hiç kaybetmesin diye…

Bugün de özlem çiçeği, mitolojideki bu hikayelerden taşıdığı izlerle, sevdiklerimize olan bağlılığımızı hatırlatır. Uzaktaki bir dostu ya da belki kavuşmayı beklediğimiz bir sevgiliyi… Her yaprağı sanki bir bekleyişin sessiz duası gibidir.